Perşembe, Eylül 30, 2010

yıllık

şaşkın okulumuzun çakıl'ın yıllığını kaybetmesi neticesinde -tek kişi için yeniden basım da yapılamadığından- geçen yılın sonunda çıkarılan yıllık bize ulaşmadı.
çok da mühim değil açıkçası
3 yaşında çocuğun ne yıllığı olacak ki.
oraya yazdığımız metni buraya ekliyorum ki, kızımın kişisel tarihinde izi olsun.

" Çakıl kızım, güleç kızım
büyüyorsun hızlıca, nehir gibi, su gibi.
yaşamımıza kattığın her “an” için öncelikle; içtenlikle teşekkür ederiz.
sen hayatımıza kocaman gülen gözlerle; her daim dudağındaki gülümsemenle geldin.
Hayatını bugün olduğun gibi cıvıl cıvıl geçirmeni dileriz,
nasıl istiyorsan öyle yaşa, hiçbir şeyi yapmak zorunda olmadığın gibi kimse gibi olmak zorunda da değilsin.
Yaşamaktan yapmaktan keyif aldığın her neyse, sen onu yaparken biz arkandayız.
Annen & Baban "

hadi bakalım seneye belki arkadaşların yazar :)

Salı, Eylül 28, 2010

hapşu

Çakıl "anne beraber hapşuralım beraber çok yaşayalım tamam mı?" dedi :)

Pazar, Eylül 26, 2010

öncesi ve sonrası


bu da parti sonrası halim, öğlen de uyumayınca sütümü bile gözüm kapalı içtim
ne gündü ama ...

for four :))









bugün doğum günümü kutladık
ben sevinçten havalarda gezdim tüm gün
zaten 2 haftadır her gün bugün doğum günüm olsun deyip duruyordum, bugün oldu :)
gelenler hediyeler ve sınırsız ve yasaksız pastalar, çikolatalar ...
gerçek bir şölendi midem için :) doğum günüm olmasa o kadar pasta, çikolata yememe izin vermezlerdi; o kesin, doğum günü pastamın kuşlarını bile tek tek yakaladım yedim :))
hatta öğlen uykusu bile uyumadım kimse de sesini çıkarmadı :)
ve ben biraz erken de olsa dört oldum, dört dörtlüküüümmmm :P

4 olmak üzereyim

bu sıralar yaşımı soran 4 olmak üzereyim diyorum
öyle moda girdimki; bizimkiler kıyak yaptı bir ay erken 4 oluyorum bu yıl :))

Salı, Eylül 14, 2010

namnamnam

artık bir fotoğraf makinemiz var
söz bu blog için daha çok poz verecğim :)

Pazar, Eylül 05, 2010

zorla güzellik

tatsız günleri kendimizi zorlaya zorlaya geride bırakmaya çalışıyoruz
güzel bir bayram var önümüzde, gezmeler tozmalar, kavuşmalar var.
hem tatlı yeyip tatlı da konuşuruz belki...

Cuma, Eylül 03, 2010

çok saçmaymış :(

(psikologun önerisiyle çakıla dantenin ölümünü üç aşamada önce hasta, sonra ağır hasta sonra da öldü şeklinde söyledik, her hastalananın öldüğünü düşünmemesi için de köpeklere özgü bir hastalık olduğunu söyledik)

Bu sabah 06.30 :
Çakıl: Anneee, Dante ne zaman gelecek?
Anne: Çakıl'cım hani sana söylemiştim ya Dante hasta diye, hani sadece köpeklerin olduğu Köpekiks hastalığına yakalandı demiştim, hani iki gün önce de konuştuk ya hastalığı geçmiyor durumu ağırlaşıyor diye,
Çakıl: Evet sonra?
Anne: Dante'nin köpek hastalığı geçmedi canım, o yüzden Dante öldü, gelmeyecek artık
Çakıl: Anladım öldü de ne zaman gelecek?
Anne: Ama Çakıl'cım öldüğü için gelemez artık, anladın di mi?
Çakıl: Anladım da ne zaman gelecek?
Anne: Çakıl'cım sen ölüm'ün ne olduğunu biliyor musun?
Çakıl: Evet biliyorum, ölüm komik bi şey
Anne: Hayır kızım ölüm komik bi şey değil, neden komik olsun ki
Çakıl: Çünkü önce ölecek sonra kalkıp zıplayacak çok komik
Anne: Bunu nerde gördün?
Çakıl: Tavşan ölmüştü çizgi filmde sonra da zıp zıp koştu
Anne: (içinden çizgi film yapımcılarına küfreder) hayır canım o çizgi film aslında ölüm komik bi şey değil. Dante öldüğü için artık yaşamıyor, yani nefes almıyor, hareket etmiyor. Hiç ama hiç bir şey yapamaz artık öldü ve yok oldu.
Çakıl: Nerde peki Dante'nin öldü'sü?
Anne: Yok o artık Çakıl (gömme konusuna hazır değil, geçiştirmeliyim)
Çakıl: Kustuğu için mi öldü? ben de kusmuştum ya hani hemen geçmişti ama.
Anne: Evet ama sen insansın.
Çakıl: Şimdi hiç mi yok dante? hep mi öldü?
Anne: evet canım, ölünce böyle olur ama her hastalanan ölmez biliyorsun, Dante köpekiks olduğu için öldü, insanlar köpekiks olmaz.
Çakıl: hiç gelmeyecek yani bi daha
Anne: hayır gelmeyecek canım, şimdi anladın değil mi ölümün ne olduğunu
Çakıl: Anladım, ölüm çok saçma bi şeymiş!

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin