Pazartesi, Mayıs 16, 2011

gelincik

 eğer yolda yürürken birdenbire bir gelincik görürseniz;
 önce çok sevinir, koklarsınız
sonra gözünüz başka bir şey görmez olur :)))
en azından birisi :)

Cuma, Mayıs 13, 2011

öksürene dondurma, üşüyene buz, yanana biber, ayarsızgiller....

bu akşam canımız hiç eve girmek istemedi.
başbaşa romantik bir akşam geçirelim dedik annemle
önce kanlıcaya gittik, denizin kenarındaki banklarda oturduk sohbet ettik
denizin nasıl kıpır kıpır olduğunu sordum anneme
bir de geçen her geminin adını
bir de sudaki köpükleri neden avucumuzda tutamadığımızı
sonra teknesini kıyıya yanaştıran bir amca geldi yanımıza,
bana ipi uzattı "tut bakalım bağlayacağız artık tekneyi" dedi. "ben tutamam ama çekemem" dedim
annemle tuttuk ipi, meğer balıkçı amcanın başka arkadaşları varmış kıyıda 
onlar da yardım ettiler
balıkçı amca; "düğümler atıldıktan sonra yaklaşır düğümün kulağına sabaha kadar kıpırdama olur mu? deriz, bu işin en önemli kısmı budur bunu sen yap" dedi
ben de düğüme eğilip "düğümcüm, sabaha kadar kıpırdama lütfen" dedim,
böylece en önemli işi ben yapmış oldum. :)
sonra çubuklu'ya gittik annemle, annem bana dondurma söz vermişti.
garson mırın kırın etti, "hanfendi çocuk öksürüyor kek filan versek" dedi.
ben "kek istemem dondurmaaa istiyorum" dedim, annem "söz vermiştim ben getirin lütfen" dedi
garson iyice gıcık oldu ikimize de.
bir de ılık süt istedi annem dondurmanın üstüne içeyim diye, neyseki bu hoşuna gitti garsonun bu sayede kızgınlığı geçmiş olacak ki, gelip fotoğrafımızı çekti :))

yaramazlık serbest!



Çarşamba, Mayıs 11, 2011

bir yunusla bir çakıl bir gün...

 
dün akşam annemle national geographic'in çocuklar için hazırladığı seriden sualtı dünyasını izliyorduk.
belgeselin bir yerinde seslendiren durup diyor ki;
yunuslarla konuşabilseydiniz onlara ne söylemek isterdiniz?
annem de bana sordu
soluksuz ve kesintisiz cevabım şöyle; 
"gel yunus yüzelim, su altında da yüzelim, sonra ben senin göbeğini gıdıklarım sen beni yalama, yalamak sevmem! bi de senle balinanın kalbini yiyelim mi?, böyle çatalla alalım kalbini onu yiyelim ama beraber yiyelim,
istersen sen daha büyük ye ben zaten kalp sevmem!!" 


Salı, Mayıs 10, 2011

off her iş bana bakıyor bu evde!

fotoğraf makinesi kayboldu beri evde bir tatsızlık bir huzursuzluk
babam anneme mızırdanıyor
annem fırsattan istifade yeni makine peşinde
arıyorlar tarıyorlar hiç bir yerden çıkmıyor
her iş bana bakıyor bu evde, her iş ...
neyseki dün akşam rutin her tarafı kurcalayıp altını üstüne getirme yaramazlıklarım sırasında buluverdim makineyi :)

Çarşamba, Nisan 27, 2011

görüşmeyeli

biraz
düğün dernek eğlence,

 bir 23 Nisan partisi



bir kaç seyahat, yolculuk, müzik..

biraz da dinlence, uyku, rüyalar... 
vaktimiz bunlarla geçti

Salı, Mart 29, 2011

bahçede bahar çalışmaları



Ne güzel bahar geldi di mi, biz lale sümbül soğanlarını ektik söktük harmanladık
güneşlendik biraz, solucanlara takıldı aklım;
eşeliyorum, eşeliyorum toprağı; evlerini bulamıyorum
solucan çıkıyor ev yok ortada.
halbuki bir koltuğu bir yatağı olmalı her solucanın değil mi? :)

Pazartesi, Mart 14, 2011

proje

bu şapkayı ben süsledim, ilk sanat projem :))

Salı, Mart 01, 2011

buzzz gibi

hava çooook soğuk,
pazar akşamı beylerbeyinde gezintiye çıktık
soğuktan burnumuzu çıkaramadık
gezinti epey kısa sürdü
ben gördüğüm ilk kafede sıcak süte yumuldum :))

kırkılmaca

 saçlarımı kestirdim ben biraz, fena olmadı :)

Çarşamba, Şubat 16, 2011

my favorite!

hepsi iyi güzel hoş, ama bugün bana sorsanız abant kaçamağınızın en güzel yanı neydi diye, tereddütsüz cevaplarım;
sıcaaaakkkk çikooolataaaaaa :)

kar yürüyüşü


anne geyik yavru da ceylan olunca dağ tepe gezindik durduk.

dağ da kalmıştık di mi en son :)





Cumartesi sabah hep beraber yola çıktık, hep beraber dediysem azımsamayın tam 92 kişiydik :)
yolda en arka koltuktan en ön kolytuğu kadar tüm ikili koltuklarda 10'ar dakka oturup ahaliyle hoşbeş ettim
şarkılar söyledim, hikayeler anlattım, herkesin azığından otlandım; en öne daha yeni varmıştım ki geldik dediler.
Cumartesi günü pek kar yoktu, fotoğraflardan fark etmişsinizdir, gece yağdı da ancak pazar sabah kardanadam yapabildik. Annemin beni pasaklı çocuk yapma yolundaki tüm çabalarına rağmen ben gene "kar ayakkabıma geliyor onu sil, kartopu yaparken elime toprak geliyor ığğhh" benzeri tepkiler verdim. Neyseki kısa sürdü de sonra eğlenmeye başladık.

Pazartesi, Şubat 14, 2011

Pazar, Şubat 13, 2011

dağdan geldim :)

ben geldim karlardan dağlardan yuvarlana yuvarlana
anlatacağım bekleyin :P

Cuma, Şubat 11, 2011

gezbansu ve çakıl

annemin son oyunundan jübile pozumuz..
Çakıl ve Kezbansu !
nam-ı diğer; 
 Güzel ve Çirkin :)

Çarşamba, Şubat 09, 2011

yüzünü yıka okula git :)

bugün okula pijamayla gittim, çünkü bu sabah okulda pijama partimiz var
yataktan kalkıp olduğu gibi okula/işe gitmek herkesin hayali sanırım ben bugün gerçekleştirdim :)

roaaaarrr!


bu ara canavarlara taktım, annemden sürekli canavar hikayeleri anlatmasını istiyorum ve fotoğraflarını çekiyorum
ben de ona anlatıyorum o da beni fotoğraflıyor
haberiniz olsun diye söylüyorum canavarlar "roaaarrr!" yapar :)

büçge 7 yaşında


biliyor musunuz büçge 7 yaşında oldu
ben de çok istiyorum büçge kadar olayım ama o hep benden çok büyüyor :)

Cuma, Şubat 04, 2011

soru- cevap


Çakıl'ın okul panosundaki soru cevaplarını aktarıyorum;

Soru: bir kartanesi olsaydın nereye düşmek isterdin, neden?
Çakıl: gezmeye, çünkü dolaşmak için

Soru: Bir tane daha gözün olsaydı nerde olsun isterdin, neden?
Çakıl: Cevap 1: Göğsümde olsun isterdim çünkü göğsümü görmek için, çünkü kızların göğsü olur ama ben kendimin göğsünü göremiyorum, annem büyüyünce olacak diyor.
Cevap 2: Ellerimde olsun isterdim, çünkü açınca gökyüzünü görebilmek için

Soru: Kardanam konuşsaydı sence bize ne söylerdi, ne söylesin isterdin
Çakıl: hiç üşümüyorum desin


Soru: Balıkların neden kirpikleri yoktur?
Çakıl: Vardır. Ariel'in kirpiki var, bi de kırmızı saçları var, o da balık :)

Çarşamba, Ocak 26, 2011

çokbilmişin telesekreter mesajı

geçen haftalarda ev ahalisi tarafından yalnız bırakıldığım bir anda bu duruma ziyadesiyle içerleyip ev telefonumuzun karşılama telesekreter mesajını değiştirdim

yeni mesajımız şöyle;
"merhaba lütfen mesaj bırakın! çünkü annem telefonla konuşuyor, babam gelmedi, chona da aşağıda ya da yukarıda, siz mesaj bırakın"

4 yaşında bir çocuk olarak kendi mesajımı bu kadar net verebilmiş olmamla ben bile gurur duyuyorum :) yani demiş oldum ki "herkes başka bi şeyle uğraşıyor, benle bile kimse ilgilenmiyor, sen bi de telefon açıp cevap bekliyorsun peeh"
:))))

Cuma, Ocak 21, 2011

çay saati




nasıl alırsınız çayınızı? sütlü sade?

Perşembe, Ocak 20, 2011

do-mi-no!





anneannem geldi benim
beraber domino oynuyoruz
hep ben kazanırım şımarırım sanmıştım ama o da annem gibi çok adil
kaybedince kartları yerlere saçıp asabiyet yapıyordum önceleri
şimdi cezamı kabullenip yerine getirmeyi hatta cezalarla bile eğlenmeyi öğrendim :)

Pazartesi, Ocak 10, 2011

mutellammmm





çok zor bir haftasonuydu, ama güzel tarafları da vardı :))))

Salı, Ocak 04, 2011

piknik




bu pazar noel babanın bana getirdiği mini mini piknik setimi alıp, buz gibi havada caddebostanda piknik yaptık :)

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin