Pazartesi, Nisan 06, 2009

kınalıada özgürlük demek



Kınalıada'da yürümeyi öyle çok sevdim ki, burada yürümek özgürlük demek
el tutmak yok, arabalar yok, en önemlisi faytonlar yok, gönlümce yürüdüm
Her ada gibi burası da kedi kaynıyor
tek tek takip ettim bazılarını, tüm sokaklara girdim kedilerin peşinden, koştum koştuuum
yolda gördüğüm insanlara selam verdim, seçim yatırımı yapan politikacılar gibiydim
çöpleri taşıyan adama "abi meyabaa, napıyosuun sen" dedim, "bu poşet maviii, bu çöp" vs önemli ve gerekli bilgiler verdim, işini öğrettim.
evinin dışını boyayan adamın dibinde "sen de boyiiicaaan" diye şımarık çığlıklar attım. küçücük boyadım, haberiniz olsun kınalıada'ya giderseniz o evlerin bahçe duvar boyalarında benim de emeğim var, iyi bakın hemen fark edersiniz zaten :)

kınalıada





Pazar günü Kınalıada'daydık.
Öğlen saatlerinde hava mükemmeldi, biz kızlarla çok keyifli bir yürüyüş yaptık.
Ama ben evde bizim için mangal hazırlığı yapanları da unutmadım, babam ve diğer mangalcılar :) için çiçek topladım :)

kedicik

Cumartesi günü Polonezköy'deydik.
Sizlere süper fotoğraflarla dönmüş olabilirdim, ama şaşkın annem çantamızı evde unuttu.
ben de inadına ömrümün en pis gününü geçirdim, çamurlara bulandım.
Değiştirecek kıyafetim de olmayınca akşama doğru halimi görmeliydiniz :)
Cumartesi gününün telafisi olmaz tabi, ama bu boyalı fotoğraflarımla idare edelim napalım :(

Perşembe, Nisan 02, 2009

gergin !


bazen gergin de olabiliyorum,
bakınız yandaki fotoğrafta, anneme kızıp öfkeyle yere "rap rap" basarak
yürüyen halim görülüyor.
sizi yanıltmak istemem
yarın birgün bazılarınızla tanışırız, bakarsınız blogtan başlayan arkadaşlıklarım olur :)
"aa sen blogta hiç böyle değildin,
o dünya gerçekten sanalmış" dersiniz, üzülürüm.
peşin söyleyeyim:
arada terelelli olurum ben :)

Pazartesi, Mart 30, 2009

seyir hali

bak dante, biz de o gemilerde olacağız bir gün
yok yok yelkenlilerde, sonra ben de senin gibi culp culp denize atlayacağım...

ben sana öğreteyim



dante ve çakıl diyalogları;

çakıl: dante bak denis, dante yüsmez tamam mı yüsmez
anne: kızım dante isterse yüzebilir ama
çakıl: veyi kold veyi koold
anne: sen bir dal at suya yüzüp onu getirsin olur mu?
çakıl: olurmaz :)
bu diyalogtan hemen sonra dante culp culp yüzdü :) ben sahilden "soğuuk" diye bağırmaya, "dante gel buraya" demeye devam ettim, hiç söz dinlemedi ama :(

sahilde tam kadro




her pazar caddebostan sahilinde yürüyüş yaparız
ama bu pazar tam kadro oradaydık :)

süpürtgeç

eve döndük, aslında uykudan bayılmıştım
ama 10 dk uyuyup uyandım, yapacak bu kadar çok iş varken uyku tutmuyor ne yapayım.
babam yeni aldığımız çiçekleri dikerken ben de ortalığı süpürdüm.

gezinin sonu


Gün akşam olmadan sultanahmet gezimizi tamamladık, daha evde yapılacak çok iş vardı çünkü ...

dikilitaş


bu da III. Tutmosis dikilitaşı;
Bu anıt, Eski Mısır eseri. Eski Mısır’dan çıkarılarak dünyanın çeşitli kentlerine dikilitaşlar götürüldüğü olmuş. İstanbul’daki dikilitaş ilk olarak MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis adına Yunanlıların Heliopolis adını verdiği Annu kentinde dikilmiş. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile Tutmosis'in zaferleri yazılmış.

güvercinlere "pilav" verdim




sultanahmet meydanındaki güvercinlere kendi deyimimle "pilav" verdim :)

tarihi sultanahmet köftecisi


nasıl eminönüne kadar gelip sultanahmeti gezmeden dönülmezse, sultanahmete gelince de "tarihi sultanahmet köftecisi"nde köfteleri lüpletmeden dönülmez.
Fotoğrafta solda sizin görmediğiniz alandaki garsonlara el sallarken görünüyorum :)

parklar, bahçeler, havuzlar ....


ayasofya


rehberiniz çakıl :)
arkamda görmüş olduğunuz Ayasofya bugün tam 1472 yaşında!

turistik sultanahmet gezisi

buraya kadar gelip turistik bir Sultanahmet gezisi yapmamak olmazdı ...



bahçelere çiçekler




evimizin bahar şenlikleri kapsamında eminönüne çiçek ve fide alışverişine geldik.

cumartesi turları


herkese merhaba,
şimdi arkamda gördüğünüz yer eminönü meydanı
seçim sebebiyle fotoğrafta bayram yeri gibi çıkmış,
asıl şenlik denizde vapurlar ve martılardı aslında...

Çarşamba, Mart 25, 2009

işler güçler


çok meşgulüm bu aralar
mutfaktan çıkamıyorum öyle çok iş var
her alınanı yıkıyorum
tek tek yıkayıp başka bir kaba koyuyorum
sonra kendi kendime konuşuyorum
oldu mu, olmadı :( gene yıkayalım
boşaltıp yeniden yıkıyorum
portakallar, elmalar
hatta bazen makarnalar :)

Cumartesi, Mart 21, 2009

farkında olmadan :)


gülümse...
önce sen gülümse
bekleme başkasından
iste o zaman herkes gülümseyebilir utanmadan
ve fark edebilirler
farkında olmadan gulumsediklerini ...

güneşle birlikte ben de güldüm :)






LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin